durmus dilekci, mimar, architects, dilekci architects, dilekci mimarlık

“Kuşaklar arası farklılıklar” konulu panele konuşmacı olarak katıldı. Panelistler, Durmuş Dilekci, Doğan Tekeli, Mehmet Konuralp, Mehmet Kütükçüoğlu. Mart 2005

Yapı Buluşmaları toplantılarının ilki 17 Mart 2005 Perşembe günü 19:00 – 20:30 saatleri arasında Yapı-Endüstri Merkezi’nde gerçekleşti. Doğan Tekeli, Mehmet Konuralp, Mehmet Kütükçüoğlu ve Durmuş Dilekçi’nin katıldığı konuşmanın teması “Kuşaklar Boyu Mimarlık” oldu.

İlk konuşmayı kuşak-yaş sırasına göre kendisi alan moderatör Doğan Tekeli, konuşmasında daha çok “tasarımın uygulanabilirliği” sorunu üzerinde duracağını söyleyerek söze başladı. Cumhuriyetin ilk 50 yılı ve ikinci yarısı arasındaki farklılıklar üzerinden konuşmasını kurgulayan Tekeli, ilk yarı ve ikinci yarı arasındaki en önemli farklılığın kamu iradesinin zayıflaması olduğunu vurguladı. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde “radikal modernite” yaklaşımları ile kamunun cok daha güçlü olduğunu ancak “popülist modernite”nin ağır basmaya başladığı dönemlerde kamu iradesinin göç, kentleşme ve mimarlık alanında nasıl zayıfladığını anlattı. İmar planlarının Cumhuriyet’in bu “iki kuşağı” arasında ne derecede uygulanamaz hale geldiğini ve kamu otorirtesi ile yapımcılar arasında  çatışma çıktığından da bahseden Tekeli, 1960’lara göre mimarlığın şu anda çok daha zor durumda olduğunu belirtti ve ekledi: “Artık tasarımı yapan kişi ile uygulayan kişi ve bilgi birikimi arasında çok fazla fark var.”

İkinci sırada konuşmayı alan Mehmet Konuralp, öğrenilenler ve öğretilenler arasındaki dramatik farklılıklar üzerinde durdu. Konuralp 1960’ların sonuna kadar Ankara odaklı mimarlık mesleğinin 1970’lerde çok ciddi bir değişime uğradığını tekrar ettikten sonra yeni malzeme kullanımı ile ilgili yaşanan sıkıntıları yine kendi deneyimlerinden örnekler vererek anlattı. Mehmet Konuralp, kuşaklar arasındaki farklılıklardan tartışılması gerekenlerden birinin “doğru malzeme, doğru uygulamanın artık olduğu fakat doğru mimarlık olup olmadığı” sorusu olduğu üzerinde durdu ve öğrenilenlerle ve inanılanlarla gerçek hayatta yaşananlar arasında çok fazla fark olduğunu da ekledi.

Üçüncü konuşmacı Mehmet Kütükçüoğlu, kendi deneyimlerinden örnekler vererek konuşmasına başladı. Profesyonel hayatında ilk binalarını yurtdışında yaptığını ve bu binaların “nasıl çizildiyse o şekilde uygulandığını” belirten Kütükçüoğlu, Türkiye’deki meslek yaşantısında bunun tam tersi durumlarla karşılaştığını ve çizimle yapılan uygulama arasında çok ciddi farklılıklar olduğunu ve bunun büyük bir problem olduğunu belirtti. Genç mimarlara hata yapma ve deneme şansının verilmesi gerektiğini vurgulayan Kütükçüoğlu, kuşaklar arasındaki farklılıkların bir problem olup olmadığından emin olmadığını şartların, teknolojinin ve malzemelerin değişmiş olduğunu ama mimarlığın genel çerçevesinin kuşaklarla değişmeyeceğine inandığını belirtti.

Dördüncü konuşmacı Durmuş Dilekçi mimarlığın özellikle düşünsel yanını vurguladı. Düşünme ve inşa eylemini birleştirmeyi başardığımızda mimarlıktaki ve nihai ürünlerdeki ifade probleminin çözüleceğini belirten Dilekçi, bütün yapıların deneysel bir süreç olduğunu ve bizleri beslediğinden bahsetti. James’in şimdiki politik ve sosyal hayatın dışında politik bir ifade bulunmazsa mimarlıkta da yenilik yaşanmayacağı ifadesi üzerinde de durdu.

Konuşmanın en önemli yeri Konuralp’in mimarlık eğitimine yaptığı eleştiriler oldu. Zaman zaman söylemekte çekindiğimiz bazı şeyleri konuşmasında açıkça belirten Konuralp, mimarlık eğitimindeki ve hatta mimarlık mesleğindeki elitleşme kaygısı üzerinde durdu. 1970’lerden sonra başlayan ve gitgide artan Türkiye’ye üst sınıf kültürünün ithal edilmesi ve mimarlığın bununla kendini özdeşleştirme çabasını sorgulayan Konuralp, mimarlığın kendine böyle bir rol biçmesi yüzünden gerçek anlamı dışına çıktığını, sosyal problemlere çözüm getirmesi gereken bu mesleğin bu “olmayan, ithal üst sınıf “ yüzünden gerçek dışı ihtiyaçlara çözüm aramaya başladığını belirtti.

Katılımcıların birbirine yönelttiği sorularla devam eden konuşma daha sonra aralarında Doğan Hasol, Doğan Kuban, Cem İlhan gibi isimlerin de olduğu dinleyicilerin soruları ile devam etti.

http://v3.arkitera.com/arsgratiaartis.php?action=displayNewsItem&ID=610